B2B Lead Ajansı Blog

Anasayfa – Blog İçeriği

Büyümek: Geçmişin Bugünü Yönetmesine İzin Vermemek

Bir şirket neden büyüyemez? Bir yönetici neden aynı hataları tekrarlar? Bir insan neden hayatı değiştiği hâlde aynı sorunların içinde kalır?

Bazen sorun, ne yapacağımızı bilmememiz değildir. Bazen geçmişte öğrendiğimiz bir şeyi artık sorgulamamamızdır.

Bir zamanlar bizi koruyan korkular, bugün önümüze duvar örebilir. Bizi başarıya taşıyan kontrol ihtiyacı, büyümemizi engelleyebilir. Geçmişte yaşadığımız bir hayal kırıklığı, bugün hiç ilgisi olmayan insanlara ve kararlara yaklaşımımızı belirleyebilir.

Üstelik bütün bunları yaparken kendimizi son derece mantıklı bulabiliriz.

Çünkü insan, geçmişin etkisi altında olduğunu her zaman fark edemez. Bazen eski bir sorunu çözmeye çalıştığını sanırken, yıllar önce geliştirdiği davranışları tekrar tekrar üretir.

İşte büyümek tam da burada başlar: Hayatımızda neyin yanlış gittiğini sormaktan, neden hâlâ aynı şekilde davrandığımızı sorgulamaya geçtiğimizde.

Yaş almakla büyümek aynı şey değildir. İnsan yıllar boyunca deneyim kazanabilir, başarılı olabilir ve sorumluluklarını artırabilir. Ancak geçmişte öğrendiği doğruları hiç sorgulamıyorsa, yeni koşullarda eski sorunları yeniden üretmeye devam edebilir.

Büyümek, yalnızca yeni şeyler öğrenmek değil, artık işe yaramayan doğrularımızı sorgulayabilmektir.

Geçmişte Bizi Koruyan Şeyler, Bugün Bizi Sınırlayabilir

Hayat boyunca yaşadığımız olaylardan sonuçlar çıkarırız.

Birine güvenir ve hayal kırıklığına uğrarsak daha temkinli olmayı öğreniriz. Bir girişimimiz başarısız olursa risk almaktan kaçınmaya başlayabiliriz. Haksızlığa uğradığımızı düşünürsek sonraki ilişkilerimizde sürekli kendimizi koruma ihtiyacı hissedebiliriz.

Bu tepkilerin ortaya çıkması anlaşılabilir. Hatta belirli koşullarda bizi koruyabilirler.

Ancak koşullar değiştiğinde aynı davranışlar sorun hâline gelebilir.

Geçmişte güvenini kaybeden bir insanı düşünelim. Bir daha aynı hatayı yapmamak için herkesi kontrol etmeye karar vermiş olsun. Başlangıçta bu yaklaşım ona güvenli hissettirebilir. Fakat zamanla başkalarına sorumluluk vermesini, yeni ilişkiler kurmasını ve belirsizlikle başa çıkmasını zorlaştırabilir.

Geçmişteki deneyim değişmemiştir. Değişen, o deneyime dayanarak geliştirdiğimiz davranışın bugünkü sonuçlarıdır.

İnsan bazen kendisini korumaya çalışırken kendi gelişiminin önüne geçer.

İş Hayatında Büyümenin Önündeki Görünmez Engel

Bir şirketin büyümesini engelleyen nedenleri araştırdığımızda genellikle sermaye yetersizliği, rekabet, yanlış fiyatlandırma, verimsiz süreçler veya pazarlama sorunlarıyla karşılaşırız.

Bunlar gerçek ve önemli sorunlardır. Ancak bazı durumlarda, şirketin işleyişini belirleyen yöneticinin geçmiş deneyimleri de göz ardı edilmemelidir.

Örneğin, küçük bir işletmeyi büyük fedakârlıklarla kurmuş bir patron düşünelim.

Şirketin ilk yıllarında bütün kararları kendisi vermiş, her ayrıntıyla ilgilenmiş ve işlerin kontrolünü elinde tutarak ayakta kalmayı başarmıştır. Bu yaklaşım, şirketin kuruluş döneminde işe yaramış olabilir.

Ancak şirket büyüdüğünde aynı yönetim biçimi yetersiz kalmaya başlar.

Çalışanlar karar almak için sürekli patronu bekler. Yeni fırsatlar değerlendirilmekte gecikilir. Yöneticiler sorumluluk alamaz. Patron ise çalışanlarının yeterince yetkin olmadığını düşünerek daha fazla müdahale eder.

Böylece bir kısır döngü oluşur.

Patron kontrolü bırakmadığı için çalışanlar gelişemez; çalışanlar gelişemediği için patron kontrolü bırakamaz.

Buradaki sorun yalnızca kötü bir yönetim sistemi değildir. Patronun geçmişte başarılı olmasını sağlayan davranışların, şirketin bugünkü ihtiyaçlarıyla uyuşmaması da söz konusudur.

Bir zamanlar başarı getiren yöntemler, koşullar değiştiğinde büyümenin önündeki engellere dönüşebilir.

Büyümek, geçmişte işe yarayan yöntemi sonsuza kadar sürdürmek değil, artık neyin değişmesi gerektiğini görebilmektir.

Çözülemeyen Hikâyeler Bugünün Kararlarını Nasıl Etkiler?

İş hayatında bunun başka örneklerini de görebiliriz.

Birbirine güvenmeyen iki şirket ortağı, yıllar önce yaşanan bir anlaşmazlığı hiçbir zaman açıkça konuşmamış olabilir. Bugün yaptıkları her toplantıda yeni yatırımları, harcamaları veya işe alımları tartışırlar. Ancak zaman zaman asıl anlaşmazlık, bugünkü kararın kendisinden çok geçmişte yaşandığı düşünülen bir haksızlıktır.

Benzer biçimde, geçmişte ağır bir finansal kayıp yaşayan bir yönetici, şirketin koşulları değişmiş olmasına rağmen her türlü riske karşı aşırı temkinli davranabilir. Başka bir yönetici ise gençliğinde yeterince takdir edilmediğini düşündüğü için çalışanlarından sürekli bağlılık ve onay bekleyebilir.

Bunların her biri farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Her yönetim sorununun geçmişteki bir olaydan kaynaklandığını söylemek doğru olmaz. Fakat geçmiş deneyimlerden doğan inançların bugünkü kararları etkileyebileceğini de göz ardı edemeyiz.

Bu nedenle bir sorunu anlamaya çalışırken yalnızca şu soruyu sormak yeterli değildir:

Şu anda ne yanlış gidiyor?

Bazen şu sorular da gereklidir:

  • Bu davranış ne zaman ortaya çıktı?
  • Hangi koşullarda işe yarıyordu?
  • Bugün hâlâ aynı koşullar geçerli mi?
  • Bu davranış bizi koruyor mu, yoksa gelişmemizi mi engelliyor?

Bu sorular, sorunun görünen yüzünden daha derine inmemizi sağlayabilir.

Peki, İnsan Geçmişinden Nasıl Özgürleşir?

Geçmişi değiştiremeyiz. Yaşadığımız olayları, kaçırdığımız fırsatları veya verdiğimiz kararları geri alamayız.

Ancak geçmişte yaşadıklarımızdan çıkardığımız sonuçları yeniden değerlendirebiliriz.

Bir zamanlar başarısız olmuş olmak, bundan sonra her girişimin başarısız olacağı anlamına gelmez. Bir insanın bizi hayal kırıklığına uğratmış olması, herkese güvenmememiz gerektiğini kanıtlamaz. Bir işin geçmişte riskli olması, bugünkü koşullarda da aynı derecede riskli olduğu anlamına gelmez.

Büyümenin başlangıcı, deneyim ile o deneyimden çıkardığımız sonuç arasındaki farkı görebilmektir.

Geçmişte yaşadığımız olaylar bizim kontrolümüzde olmayabilir. Fakat bugün o olaylara dayanarak nasıl karar verdiğimizi sorgulayabiliriz.

Bunun için üç aşamalı bir düşünme biçimi geliştirebiliriz:

1. Hikâyeyi fark etmek

Geçmişte hangi olayın bizi etkilediğini anlamak. Bu bir başarısızlık, güven kaybı, haksızlık veya gerçekleşmeyen bir beklenti olabilir.

2. Bugünkü etkisini görmek

Bu deneyimden çıkardığımız sonuçların bugün davranışlarımızı nasıl etkilediğini incelemek. Daha fazla kontrol mü kuruyoruz? Fırsatlardan mı kaçınıyoruz? İnsanlara sorumluluk vermekte mi zorlanıyoruz?

3. Yeni bir davranış geliştirmek

Geçmişi inkâr etmeden, bugünün koşullarına uygun yeni bir yaklaşım denemek. Bu, daha sağlıklı sınırlar koymak, sorumluluk devretmek, riskleri daha gerçekçi değerlendirmek veya bir çatışmayı açıkça konuşmak olabilir.

Geçmişi anlamlandırmak önemlidir; ancak değişim, bugünkü davranışlarımızda karşılık bulduğunda daha somut hâle gelir.

İnsan İlişkilerinde de Aynı Mesele Var

Büyüme meselesi yalnızca iş hayatına ait değildir.

Bazen yıllar önce sona ermiş bir ilişki, bugün hayatımızın içinde olmasa bile duygusal dünyamızda yer tutmaya devam eder. İnsan yeni ilişkiler kurabilir, çalışabilir, seyahat edebilir ve yaşamını sürdürebilir. Buna rağmen geçmişten gelen bir özlem veya tamamlanmamışlık hissi zaman zaman geri dönebilir.

Burada önemli olan, bu duygunun ne kadar sürdüğü üzerinden insanı yargılamak değildir. Uzun süreli bir özlem tek başına olgunlaşmamışlığın göstergesi sayılamaz.

Asıl soru, geçmişteki duygunun bugünkü hayatımızı nasıl etkilediğidir.

İnsan bazen bir ilişkiye yeniden başlamak istemediği hâlde onu özleyebilir. Bazen bir açıklama beklemediği hâlde geçmişteki bir meseleyi zihninde taşıyabilir. Bazen de yıllardır içinde tuttuğu bir duygunun değiştiğini, beklemediği bir anda fark edebilir.

Büyümek, bütün anıları silmek veya hiçbir şey hissetmemek değildir.

Büyümek, bir duygunun varlığıyla hayatımız üzerindeki etkisini birbirinden ayırabilmektir.

Bir şeyi hatırlayabiliriz ama onun peşinden gitmek zorunda değiliz. Bir deneyimden etkilenmiş olabiliriz ama gelecekteki bütün kararlarımızı ona göre vermek zorunda değiliz.

Geçmişimiz hayatımızın bir parçasıdır; hayatımızın tamamı olmak zorunda değildir.

Büyümek, Kendimizle İlgili Eski Doğruları Sorgulamaktır

İnsan çoğu zaman kendisini tanıdığını düşünür. Nasıl karar verdiğini, neden bazı şeylerden kaçındığını ve hangi konularda hassas olduğunu bildiğine inanır.

Fakat kendimizle ilgili bildiklerimizin bir kısmı, geçmişte belirli koşullarda geliştirdiğimiz alışkanlıklardan ibaret olabilir.

“Ben kimseye güvenmem.”

“Ben risk almayı sevmem.”

“Ben her şeyi kendim yapmak zorundayım.”

“İnsanlar değişmez.”

Bu cümleler bazen kişiliğimizin değişmez özellikleri gibi görünür. Oysa bazıları, belirli deneyimlerden çıkardığımız ve zaman içinde sorgulamadan benimsediğimiz sonuçlar olabilir.

Kendimizi tanımak, yalnızca nasıl biri olduğumuzu açıklamak değildir. Neden böyle davrandığımızı ve başka türlü davranıp davranamayacağımızı da araştırmaktır.

İnsan kendisini ancak değişmez bir yapı olarak görmeyi bıraktığında yeni seçenekleri değerlendirmeye başlayabilir.

Büyümek, Geçmişin Yerine Bugünü Koyabilmektir

Büyümek her zaman daha fazla bilgi edinmek, daha başarılı olmak veya daha çok şey elde etmek anlamına gelmez.

Bazen büyümek, geçmişte bizi koruyan bir davranışın bugün bize zarar verdiğini kabul etmektir. Bazen bir ilişkide yaşadığımız hayal kırıklığının bütün insanlara bakışımızı belirlemesine izin vermemektir. Bazen de bir şirketi kurarken bizi başarıya taşıyan yönetim anlayışının, o şirketi büyütmek için artık yeterli olmadığını fark etmektir.

Geçmişin etkisinden bütünüyle kurtulmak her zaman mümkün olmayabilir. Ancak geçmişin bugünkü kararlarımız üzerindeki etkisini azaltmayı öğrenebiliriz.

Bunun için önce kendi hikâyemizi görmemiz gerekir. Ardından o hikâyeden hangi sonuçları çıkardığımızı ve bu sonuçların bugün bize neye mal olduğunu sorgulamamız.

Çünkü büyümek, geçmişte yaşadıklarımızı değiştirmek değildir. Geçmişte yaşadıklarımız yüzünden bugün neleri yapamadığımızı fark etmek ve yeni bir yol seçebilmektir.

Belki de gerçek büyüme, hayatımıza yeni bir şey eklemeden önce, artık bize hizmet etmeyen bir şeyi neden hâlâ taşıdığımızı anlayabilmektir.

Önceki
Sonraki

Popüler Makaleler

En Son Gönderiler

  • All Post
  • B2B Pazarlama
  • Creative
  • Digital
  • Dijital İhracat Pazarlaması
  • Dijital Pazarlama
  • Dijital Pazarlama Piskolojisi
  • Dijital Pazarlama Teknolojisi
  • E-ticaret Danışmanlığı
  • Genel
  • Lead Generation
  • Marketing
  • Metodolojimiz
  • SEO
  • Sosyal Medya Danışmanlığı